YÖNETMENİN AÇIKLAMASI
Hasankeyf şehrini ilk kez 2005 yılının kasım ayında ziyaret ettim. Şehrin dramatik güzelliği ve de şehir insanının misafirperverliği beni ilk etkileyen şeyler arasındaydı. Göze çok açık bir şekilde çarpan yoksulluğa ve de aylardan Ramazan ayı olmasina ragmen, karşılaştığım çoğu Hasankeyfli beni çay ve yemek ikramıyla karşıladı. Tarihsel zenginliğine rağmen, Güneydoğu Anadolu'unun uzak bir koseşinde bulunan Hasankeyf, asla çok uğranan turistik bir mekan olmamıştır. Kayalıklar arasında kurulmuş, Roma, Pers, Bizans ve Osmanlı İmparatorluklarının bir parçası olmuş bu şehirde, PKK'nin Türk ordusuyla ateşkes ilan ettiği 2000'li yıllardan itibaren turizm cıkış göstermiştir. Hasankeyf'i nasil bir geleceğin beklediğini düşündüm. Hasankeyf, ufuk çizgisinde birbirinden farklı otellerin boy gosterdiği popüler bir turistik bir mekan haline mi donuşecekti? Her köşede Burger King ve de Pizza Hut mı olucaktı? Yöre insanları değişicek ve de dünyanin dört bir yanından şehirlerine akan bu turistlere küçümseyen bir edayla mı bakıcaklardı? işte bu noktada, Ilısu Barajı'ndan ve de Hasakeyf'in sular altında kalıcağından haberdar oldum. Bu haber beni hem cok şaşırttı hem de cok üzdü.

2006 yılında, Dicle kıyısında kurulmuş bu muhteşem şehrin portresini çizmek ve de Hasankeyf insanının hayatını filme almak amacıyla tekrar bu yöreye geldim. Diğer bir amacım da Hasankeyf'teki tarihi yıkıntıları yokolmadan önce belgelemekti. Şehir insanlarının, Ilısu baraji hakkındaki gerçek hislerini kamera önünde dile getireceklerinden emin değildim. Fakat tahminimin aksine düşündüklerini dile getirmekten kaçınmayan insanlar oldu. Hasankeyf, 1954 yılından bu yana, Ilısu Barajının yapımıyla, sular altında kalma tehlikesiyle karşı karşıya bulunmaktadır. Işsizlik oranı cok yüksek olan bu şehirde gelişim tamamen durmuş durumdadır. Hasankeyf'in suları beklediğini düşündüm. Bütün bunlar bir yana, gözüme çarpan bir diğer nokta da yöre

insanlarının birbirlerine ve de toprağa olan baglılıklarıydı. Nehirde yüzüp balık avlıyor ve camaşırlarını yıkıyor, hayvanlarını çevrede yetişen otlarla besliyor ve de meyvalarını kendi bahçelerinden topluyorlardı. Bu arada, yöredeki ceşitli arkelolojik kazı grupları da bir an once burada bulunan tarihi zenginlikleri gün yüzüne çıkarmak için çabalıyorlardı. GAP'ın(Güneydoğu Anadolu Projesi) bir parçası olan Ilısu Baraj projesi, Türk hükümeti tarafından, Guneydoğu Anadolu'nun kalkınmasını sağlamak amacıyla planlanmıştır. Amaç, yöredeki tarihi zenginlikleri başka bir yere taşımak, şehir insanları için yeni bir şehir kurmak ve de yeni bir baslangıç yaratmaktır. Hasankeyf belediye başkanının bu konudaki yorumu ise şöyledir: " Çok olağanüstü olmamakla birlikte, bizim burada belirli bir hayat tarzımız var. Hayvan yetiştirerek ve de çiftçilik yaparak geçimimizi sağlıyoruz. Baraj yapıldiğı zaman, yuvasını kaybeden kuşlar gibi, yersiz yurtsuz kalacağız." 2007 yılının ağustos ayında, Ilısu Barajı'nın nihayet finansmanı sağlandı ve kısa bir süre sonra da yapımına başlandı. Hasankeyf'i son ziyaretimde, yöre insanlarından biri üzüntü içinde, "Baraj Geliyor" dedi. Suları Beklerken filmi, yokolma tehlikesiyle karşı karşıya bulunan bu mistik sehri belgelemeyi amaçlar.

Sakae Ishikawa
New York Şehri
Kasım 2008